Tarihçiler şaraplarını yudumlayadursun
Şu cahil kunduz yavrusu işgal etti
Kafatasımı, aklımı, karanlığımı…
Yalnız beraberken doğan güneş döndü yüzünü
Günahlarıma tav olan İsa’ya,
Anlamsız huzuruma, umutlarıma, yalnızlığıma…
Aşka giden patikada ciğerini yardığında Sinan,
Garda buldular cesedimi
Açlık, susuzluk, uykusuzluk…
Akıl yenik düştü tutkulara
Emdiler kanımı,
Kemirdiler etimi,
Yaktılar kemiklerimi,
Bulutsuz gökyüzünü sardı duman
İsa’yı gördüm
O’nu gördüm
Kendime öldüm
Gayrı dölüm hükümsüzdür…