Merhaba,

Gecenin bu vakti önemli olduğunu düşündüğüm birkaç paylaşım yapmak istiyorum:

Bir çocuk okur-yazar hale geldiğinde, artık geriye dönüş imkânsızdır. Bir müzenin içinde gezinin. Okur-yazar yetişkinlerin, neyi göreceklerinden emin olmak için, tablolardan önce, bu tabloların altındaki tanıtıcı kartları okuduklarını göreceksiniz. Hatta, sadece kartları okuyup, tabloları tamamen es geçmelerine bile tanık olabilirsiniz... Okuma-yazma öğrenme kitaplarında da belirtildiği gibi, okuma kişinin önüne çeşitli kapılar açar. Ne var ki, bu kapılar bir kez açıldığında, bu kapılardan bakmaksızın dünyayı görmek neredeyse imkânsızdır."

Mayra. Bloom, “Çocuğunuza Okumayı Öğretmeyin,” (editöre mektup), Co-Evolution Quarterly (Kış 1981), s.102.

Doğru söze ne hacet, bir kapıyı açan insanoğlu, ne yazık ki farkında
olmadan(!) binlerce kapıyı kapatmıştır…

"Aşıkların kelimelere ihtiyacı yoktur" deyiminde oldukça derin bir gerçek yatmaktadır. Mesele tam da böyle bir dünyaya sahip olmaktır; aşıkların dünyasına, isimlerin bile unutulabileceği bir dünyaya, cahilliğin karşıtının büyülenmişlik olduğunu bilen bir dünyaya sahip olmak. Bu yüzden, anlamlı olabilecek tek politika, dili ve zamanı ortadan kaldıran ve böylece şehvet derecesinde bir vizyon sahibi olan politikadır.

John Zerzan, “dil: kökeni ve anlamı”, Gelecekteki İlkel, Kaos Yayınları (Kasım 2009), s.82.

Okumak köreltmiş, yazmak köleleştirmiştir. Ancak çağırarak özgürleşebiliriz artık! Hepinize kolay gele, iyi geceler…