Mutlu, mesut kayığına binip açılmak varken beklemeyi yeğlemişti. Henüz bir gün önce boylu poslu bir delikanlıyken sabah uyandığında kendini evinde bir böcek olarak bulan adaşı Gregor’a atıfta bulunan bir şiir yazmayı düşündü. Zira küçük dünyasında daha yakın hissettiği kimse yoktu. Aylardır eve hapsettiği bedeni artık aynalarda kendisine görünmüyordu. Banyodaki bir dönem ona yaşama sevinci veren aynaya baktığında gördüğü varlık yansıması değildi. Kesinlikle emindi. Kuş kafalı bir deveye benziyordu. Hörgüçleri su ile değil, intikam duygusuyla doluydu. Kendini bu hale getiren canavar bunu canıyla ödemeliydi.

Planı hazırlamıştı ve geriye kalan sadece son adımı oynamaktı. Telefonu açtı ve numarayı çevirdi:

  • Wulf, ben Gregor. Evde misin?
  • Evet dostum. Evdeyim. Sen nerelerdesin?

Wulf’un sesindeki pişkinlik Gregor’un kararında ne kadar haklı olduğunu kanıtlar gibiydi. Canavar Wulf’un işini bugün bitireceklerdi. Gregor önce duraksadı. Sonra cesaretini topladı ve şeytani oyununu oynamaya koyuldu.

  • Aşağıdayım, Wulf. Kapıyı aç dostum. İlaçlarım bitti. Aylardır evden çıkamıyorum.
  • Ne? Aşağıda mısın? Yukarı gel, konuşalım Gregor.

Evin önünde bekleyen kiralık katil açık kapıdan girerek merdivenleri çıkmaya başladı. Wulf’un odasına yavaşça girerek onu ince bir bıçakla doğramaya girişti. Gregor ise açık kalmış telefondan olanları dinlerken garip bir haz duyuyordu.