İlkelcilik Nedir? (sürüm: 1)
John Filiss

Bu yazıda ilkelciliği kendi cümlelerimle ifade etmeye çalışacağım.

İlkelcilik teknolojik gelişime, onun yabancılaştıran atalarına ve bu unsurlar tarafından yapılmış değişimlerin bütününe karşı duran yaşam yollarının izlenmesidir.

Teknoloji burada iş bölümüne dayalı alet kullanımı olarak tanımlanmıştır… Yani alet üretimi ve kullanımı öyle karmaşık hale gelmiştir ki uzmanlaşmayı zorunlu kılmıştır. İçinde hem bölünmeyi hem de toplumdaki bireyler arasındaki nihai sınıf ayrımını barındıran uzmanlaşma ise özelleşen ve tekrarlanan işler yoluyla emeğin artmasına yol açmıştır.

Teknolojik gelişimin geçmişi hakkında çeşitli varsayımlar vardır fakat sorunun cevabı henüz açıklık kazanmış değildir. Bu konuda en iyi bilinen yazılar sembolik kültürü ve bu kültürün sayı, dil, din ve adetlerdeki göstergelerini sorgulayan John Zerzan‘a aittir. İlk öne sürüldüğü dönem anarşist çevreler tarafından tam anlaşılmamış olsa da bu tür araştırmalar özellikle konunun iç yüzünü anlamaya ve çözümler geliştirmeye yarayacak çıkarımlar içerdiği için değerlidir.

Belki de ilkelciliği anlamanın en kolay yolu onu teknolojinin çekim kuvvetine karşı koyan bir kuvvet olarak düşünmektir. İlkelcilik bütünüyle teknolojik ilerlemenin itiş gücüne karşı yönde bir güç uygulamaktır. Teknolojik gelişimin bütünleşmiş doğası göz önüne alındığında ilkelcilik teknolojiye karşı verilen ve teknoloji kapsamında sınıflandırılamayacak ölçüde ileri giden tek insan merkezli yanıt1 olabilir.

İlkelciliğin gerekliliğini gösteren birçok etmen sayılabilir. Bunlardan birkaçı şöyle sıralanabilir:

  • Tarih boyunca ve tarih öncesinde bazı toplulukların bizlere göre birçok açıdan daha önde olmalarının farkında olmak. Bunun en iyi örneği göçebe avcı, toplayıcı topluluklardaki insanların hiç durmadan işleyen çağdaş sanayi toplumundaki insanlara göre daha fazla boş zamanlarının olması olabilir.

  • Teknolojik gelişime görünüşe göre kaçınılmaz olarak eşlik eden çevresel yıkımı idrak etmek.

  • Teknolojik ilerleme hakkında Kurzweil, Moravec ve diğerlerinin 2 yaptığı genetik mühendislik, nanoteknoloji ve bilhassa yapay zeka sistemlerinin hızlı gelişiminin insanları türümüzün başa çıkamayacağı seviyede ekonomik ve çevresel baskılara maruz bırakacağını tasvir eden öngörüleri hakkında endişe duymak.

Aslında ilkelci kuramın olası değerini kabul etmek teknolojiye inanan bakış açısından ufak da olsa bir sapma ile mümkün olabilir… Teknolojik ilerlemeye karşı duyduğu hatırı sayılır ölçüdeki inancına rağmen toplumumuzda neredeyse geniş kapsamlı olan bir sapmadan söz ediyorum.

Günümüzde ilkelcilik özellikle amacının ne denli büyük olduğu göz önünde bulundurulduğunda henüz gelişmemiş bir eğilimden ibarettir. Özgür bir toplumun kapsamı içinde ilkelciliğin başarılı olması ilkelci yaklaşımın teknolojik yaklaşıma insanlığın refahı ile ilgili olan hemen her alanda açıkça üstünlük sağlamasını gerektirir. Bunun üstesinden gelme konusunda yetersiz kalan her şey ilkelci yaklaşımın teknolojik yaklaşımın yerini almasından ziyade toplumumuzda bu yaklaşımların bir sentezine yol açabilir.

Çağdaş ilkelciliğin birçok anlayışının aksine burada ifade edilen temel mesele siyasi bir sorun olmaktan ziyade birçok teknik sorun içerir3 ve siyasi kuramlar hakkında yapılan birçok tartışmadan farklı olarak ilkelci tasarıları, örneğin sağlık konusunda yapılabilecek iyileştirmeleri, geliştirmek için gerekli olan sorun çözme ve farkındalık yaratma yolları çoğu zaman zihinsel hobilerin ötesinde kişisel amaçlara hizmet edebilir ve hatta toplumda genel olarak kabul görmeyi amaçlayabilir. İlkelciliği araştırma alanı olarak seçmek bireye siyasi felsefelerin birçoğuyla ilgilenmek ile karşılaştırıldığında çok daha tatmin edici bir uğraşı alanı sunmaktadır. İddialarının gerçekleşmesi sorunsalı ise toplumsal çerçevede başarılı olup olmayacağı ile ilgilidir.

İlkelciliğin izlediği yol başlı başına insanlara en iyi varoluş biçimini sunabilir mi? Bu soru kimsenin yanıtlayamayacağı türdendir. Önümüzdeki günlerde açıkça düşünmemiz gereken asıl soru ise yolumuzun ilkelcilik mi, teknoloji mi yoksa bu ikisinin bir sentezi mi olduğudur. Önemli olan yaşam koşullarını iyileştirecek bir dizi seçenek üretmektir ve ancak bu seçeneklerin artmasıyla mümkün olan en iyi yaşama giden yolu bulabiliriz.

Çevirmenin Notu

Bu metin, John Filiss tarafından yazılan “What is Primitivism? (v. 1)” başlıklı yazının Türkçe çevirisidir ve 14-03-2013 tarihinde http://www.primitivism.com/what-is-primitivism.htm adresinden alınmıştır. Çeviri hakkındaki görüşleriniz ve eleştirilerinizin, ne kadar kötü kokarsa o kadar iyi olacağını düşünen çevirmenin başının üstünde yeri vardır.

  1. Derin ekoloji ve benzer aşırı çevreci yaklaşımlar genellikle sanayi toplumunun teknoloji sebebiyle meydana gelen çevresel bozulmaların getireceği farkındalık ile oluşacak iyi niyet tarafından kurban edileceğini savunur. Çok az insan bu tip bir görüşü ilgi çekici bulmaktadır.

  2. Ray Kurzweil başarılı bir mucit ve Ruhani Makineler Çağı (The Age of Spiritual Machines) kitabının yazarıdır. Hans Moravec dünyanın önde gelen robotik bilimcilerinden olup başta Zihin Çocukları (Mind Children) olmak üzere iki kitabın ve pek çok makalenin yazarıdır. Her ikisi de gelecek teknolojilerin yönüne ilgi duyanlar için okumaya değerdir. Her ikisi de teknolojiye iyimser baksalar da özellikle Moravec‘in öngörüleri benimkilerin bile ötesine geçecek derecede ciddidir… Elbette onun insanların yapay zeka nedeniyle yüzleşecek oldukları müthiş sıkıntı konusundaki farkındalığını sorgulamıyorum.

  3. Öne sürdüğü tasarının neredeyse tümünün özel siyasi çözümlerin bulunduğu alanın dışında kalmasına rağmen ilkelciliğin çoğunluk tarafından siyasi bir bakış açısı gibi görülmesi bir talihsizliktir.