Bebeğinize Okumayı Öğretmeyin
Marya Bloom
CoEvolution Quarterly (Kış 1981)

Sevgili Stewart Brandt:

Size CoEvolution Quarterly‘nin sonbahar sayısına dahil ettiğiniz Lois Britton’un kaleme aldığı, Glen Doman’ın Bebeğinize Okumayı Nasıl Öğretirsiniz (How to Teach Your Baby to Read) başlıklı yazısı ile ilgili incelemeyi eleştirmek için yazıyorum.

Eski bir ilkokul öğretmeni olarak okuma mevzusunun üstünde çok durmamızın çocuklara verdiği zarar konusunda bilgiye sahibim. Çocukların büyük çoğunluğu üç ve sekiz yaşları arasında, insanın konuşmaya olan dürtüsünün doğal bir uzantısı olarak, okuma ve yazmaya hazır oldukları ciddi bir döneme girer. Bu hazır oluşa uygun davranmanın yolu okumaya uygun bir bakış açısıyla yaklaşarak öğretmenin rolünü cana yakın olacak şekilde en aza indirgemektir. Çocuğu okumayı sökmesi için acele ettirmek (dersler ne kadar kısa, öğretmen ne kadar cana yakın ve çocuk ne kadar hevesli olursa olsun) hem çocuğu hem de okuma eylemini hor görmektir.

Benim için 15 aylık bir çocuğun okumayı söktüğünü görmek şaşırtıcı değildir. 15 aylık çocuklar parlak zekalıdır ve zekice (ve çoğu kez hatalı da olsa) günün her dakikasında etraflarındaki dünyaya anlam vermeye uğraşırlar. Piaget’in ifade ettiği gibi düşünsel anlayış gelişime bağlıdır. Çocukların sözsel yetenekleri, taklit becerileri ve sosyal ustalıkları, bizleri (farkına vardığımız anlarda) sık sık şaşırtan ve hoşnut eden karmaşaları gizlemektedir. Bu karmaşalar, çocuk adamakıllı konuşmaya başlamadan önce okumayı sökmesi istendiğinde katlanarak artmaktadır.

Bayan Britton’un örneğini ele alalım. 15 aylık oğlu, 10 kiloluk bir “Friskies okyanus aromalı kedi maması” paketine bakıp “Balık” kelimesini okuyor. Çocuğun evinde kedi olmadığını ve (daha az muhtemel olsa da) televizyondaki Friskies reklamlarını izlemediğini varsayalım. Bu açık renkli tepenin aslında bir kese kağıdı olduğunu fark edebilir miydi? Peki ya açılabileceğini ve içinde bir şeylerin olduğunu? Aklına bir balık gelir miydi? Paketin içinde yüzen bir balığın olduğunu mu düşünürdü? “Balık Aromalı” yazısının, çuvalın içinde ne olduğunu anlamak için etiketin geri kalanını okuması gerektiği anlamına geldiğini idrak eder miydi?

Bayan Britton otobanda araba kullanırken henüz bir yaşındaki çocuğunun yol kenarında duran 10 metre uzunluğundaki “KOOL” marka sigara reklamlarına bakıp sigara içmenin havalı, mantıklı ve doğru bir şey olduğunu düşünmesini mi istiyor? 5 yaşındaki bir çocuğun dahi bize okudukları hakkında yönelttiği soruları yanıtlamak zordur. 2 yaşındaki bir çocuğun ise doğru ve yanlış reklamlar hakkında bir ayırım yapmasına imkan yoktur; doğruluğun ve yanlışlığın ne olduğunu henüz anlayabilecek yaşta değildir. Merak ettiği soruları açık bir şekilde ifade etmesinin bir yolu yoktur.

Bir çocuk okur-yazar hale geldiğinde, artık geriye dönüş imkansızdır. Bir müzenin içinde gezinin. Okur-yazar yetişkinlerin, neyi göreceklerinden emin olmak için, tablolardan önce, bu tabloların altındaki tanıtıcı kartları okuduklarını göreceksiniz. Hatta, sadece kartları okuyup, tabloları tamamen es geçmelerine bile tanık olabilirsiniz… Okuma-yazma öğrenme kitaplarında da belirtildiği gibi, okuma kişinin önüne çeşitli kapılar açar. Ne var ki, bu kapılar bir kez açıldığında, bu kapılardan bakmaksızın dünyayı görmek neredeyse imkansız hale gelir. Ve çocukluğun fotoğrafsı anıları ile sözsel anlatımını geri getirmenin bir yolu yoktur.

Doman’ın yazısıyla alakalı önemli bir sorun daha vardır ve bu sorun ebeveyn-çocuk ilişkisi ile ilgili olup ebeveynin kendi rolünü tanımlaması ve anlamasında yatar. Çocuklarımıza bir şeyler öğretmemiz kaçınılmazdır. Çoğu kez kızımın benden bir şeyler öğrenmeyi bırakarak daha iyi bir model seçmesini dilerim. Genellikle bizim onlara öğrettiğimizi düşündüklerimiz ile onların aslında öğrendikleri arasında farklar vardır. Okumayı 5 yaşında söken bir çocuk, hazır olduğunu hissederek kendi rızasıyla bunu yapar. Okuma öğretilen bir bebek ise okumayı bunun annesine vereceği zevk yüzünden öğrenir. Sevgiyi bu şekilde kullanmak büyük bir sorumluluktur. Britton’un çocuğunun başarısından aldığı haz açıkça üzücüdür. Çocuk için okumaya orantısız bir önem verilmiştir ve bu, gelecekte, ebeveyn-çocuk ilişkilerinin kızıştığı zamanlarda ters tepebilir. Komşusunun kıskanarak izlediği Britton’un çocuğuna asıl öğrettiği şey ise kendi güvensizliği ve çocuğunun gelişimsel bütünlüğünü kabul edemeyişidir; kendi güven eksikliğini çocuğuna taşımaktadır.

2 yaşında bir çocuk annesi olarak çocuğuma bir şeyler öğretmekten kaçınmayı bir şeyler öğretmeye göre daha zor buluyorum. Kendi kitaplarımı sevdiğim gibi onun kitaplarını da seviyorum ve ona kitap okumak benim için bir huzur ve neşe kaynağı. Daha çok çaba gerektirse de nihayetinde dünyayı onun gözlerinden görmeye çalışmak ona dünyayı benim gözlerimden görmesine “yardım” etmekten daha tatmin edici. Bu karışık ve genellikle zor dönemlerde küçük çocuğun kendi kaynaklarını korumak önemlidir; onu yazılı değil gerçek olan dünyanın içine sokmak; yazılı kelimeleri öğretmeden önce sözsel anlatımı öğretmek; aceleciliğimiz yüzünden onları zorlamak yerine hazır olup olmadıklarını anlamaya çalışmak. Çocuklar zaten çok hızlı büyürler ve bizler de aynı şekilde yaşlanıyoruz.

CoEvolution Quarterly‘nin uzun zamandır sıkı bir takipçisiyim ve sizlerden birçok şey öğrendim. Ancak ebeveynlik ve çocuk yetiştirme konusunda Parent’s Magazine‘in durduğu yere yakın duruyorsunuz. Bu konu, hasta olduğumuzda çare aramak konusundan daha detaylı olmakla birlikte en az güneş enerjisi ile ısınma gibi konular kadar önemlidir.

En içten dileklerimle,
Mayra Bloom
Nyack, New York

Çevirmenin Notu

Bu metin, Mayra Bloom’un CoEvolution Quarterly dergisinin editörü Stewart Brandt’a yazdığı ve derginin 1981 Kış sayısında yayımlanan mektubunun çevirisidir. Çeviri hakkındaki görüşleriniz ve eleştirilerinizin, bilinçli varlıkların üremesinin mantıklı olup olmadığı konusunda derin şüpheleri olan çevirmenin başının üstünde yeri vardır.

Güncellemeler

  • 20-03-2013: Glenn Doman’ın yazısının başlık çevirisi düzeltildi.
  • 21-03-2013: Altıncı paragrafta yer alan bir yazım hatası düzeltildi.