kuşlar bağdattan gelmiş o aydınlık gün
oturmuş, seyreylemişiz sinan ile ben
söz vermiş kuşlar, ayrılmayız gayrı bu diyardan diye
inanmışız, kanatlanmışız, uçmuşuz meriçe doğru

aylar geçmiş, yıllar geçmiş, asırlar geçmiş
sinanım ölmüş, ruhumu götürmüş
kuşlar eylemiş terk-i diyar
olmuşum hayali, zaman mekan bilmem

gayrı unutmuş herkes beni
ekmek çalarım görmez kimse elimi
şarap içerim ama tatmaz kimse yıllanmış dilimi
biliyorum, atlasam koca selimiyemin minaresinden
koklamayacaksınız bu hayali cesedimi…

aylar geçmiş, yıllar geçmiş, rüzgarlar esmiş
yağmurlarla sırılsıklam başım
düşündükçe bulanmış aklım
gün gelmiş, uzanmışım meriçin kıyısında
ben duyarım herkesi, kimse duymaz beni
gözlerim açık, benzim soluk dalmışım düşlere
bir güzel görmüşüm, o da beni görmüş
şaşırmışım, utanmışım, üstüm başım pislik
gülmüş bana, gelmiş yanıma
sevmişim, sevmiş beni

hayal içinde hayaliyim
sanki beklemişim, iple çekmişim
doğmuşum, aşk ile yoğrulmuşum
alev almış, yanmışım
gayrı ne sinan, ne kuşlar, ne bağdat
gayrı hem sinan, hem kuşlar…
ver elini bağdat!